Genel

Seçen Kim?

Dünyayı yönetmek isteyen gözü dönmüşlerin yararlandığı en önemli toplumsal gerçek sürü psikolojisidir. Nietzsche’ye göre sürü insanı çoğunluktadır. Öte dünyaya, bu dünyadan fazla önem verir, din adamlarının ve devlet yöneticilerin güdümünde bir hayatı vardır.

Sürü davranışı insanın hiç olduğu, düşüncesiz olduğu, kendine ait bir fikrinin olmadığını göstermez. Elbette her insanın kendince bir fikri vardır. Toplumsallaşabilmek için yaşanılan çevre ile ortak bir davranış sergilenmesi gereklidir ve doğaldır da. Ancak özgüvenden yoksun bireylerden oluşan bir toplumun göstereceği sürü davranışı ile özgüveni yüksek bir toplumun göstereceği davranış çok farklıdır.

Birçok olay her toplumda sürü psikolojisinin çok zaman hâkim olduğunu gösterir. Örneğin bir kalabalık, kendini bilmez bir kişinin harekete geçmesi ile suçsuz bir insana linç girişiminde bulunabilir. Kırmızıda beklerken bir kişinin o yasağı ihlal etmesi ile herkesin karşıya geçmekte olduğuna da şahit olabilirsiniz.

Provokasyonlar için de sürü psikolojisi en iyi malzemedir. Cebine 100’er dolar sıkıştırılan 10 kişi ile en az 100 kişiyi rahatlıkla kışkırtabilir, dükkân, araç vb her türlü kamu malını yağma ettirebilir veya zarar verdirebilirsiniz. Daha büyük paralar ile hükümetleri kolaylıkla değiştirebilirsiniz. Yazılı ve görsel iletişim kaynaklarını kullanarak istediğiniz hükümeti yıkabilir, istediğiniz yönetimi seçtirebilirsiniz. İstediğiniz kurumu, kuruluşu, kişiyi rahatlıkla kötüleyebilir ya da kalplere taht kurdurabilirsiniz.

Ülkemizde görülen en bariz sürü psikolojisi oy verme konusunda görülmektedir. Seçim barajı ile beslenen bu güdü insanlarda şu düşünceyi doğurur. “Falanca partiye oy vereceğim ama meclise giremez ki, oyum boşuna gider.” Bu düşünceye sahip bireyler, müneccim b.ku yemişçesine kimin meclise girip kimin giremeyeceğini bildiklerini sanırlar! Bilmedikleri şey ise tv, gazete, ağ gibi iletişim araçlarının kurbanı olduklarıdır. Hâlbuki oyu veren de, meclise vekil gönderen de kendisi gibi bireylerden oluşan halktır. Buna inanır, bunu bilir ama meclise giremeyeceği iddiası ile de istediği partiye oy vermez, veremez.

Baraj konusundaki çekinceleri perçinleyen bir hususta oyların başka partiye kayacağı düşüncesidir. Aslında herkes istediği, desteklediği partiye oy verse hiçbir oy hiçbir yere kaymaz. Kaysa da iktidar veya koalisyon aldığı gerçek oyu bilir. Bilir de haddini bilir, ona göre yönetir. Şimdi bizim düşünmemiz gereken, meclise kendimiz girecekmişiz gibi oyum boşa gitmesin, oyum kaymasın hesapları değildir. Düşünmemiz gereken bu tip düşüncelerle aldığımız kararlar neticesinde neyin nereye kaydığıdır?

Önceki İçerik

Canlı Yayın (Dumurlar)

Sonraki İçerik

2011 Bütçesinde Kamu İdareleri

Yorum Yok

Görüşünü bildir

İbrahim AY

İbrahim AY

Daha fazla bilgi için Hakkında