Genel

Sabun Fabrikasından Geçer mi?

İşe gidiş ve dönüş saatlerinde öylesine sıkışık bir araçtayım ki tehcir ediliyor hissine kapılıyorum. Sabah işe tehcir, akşam da eve.

Yazıma geçmeden önce İETT’nin şoför akbili olarak bilinen kayıt dışı ekonomiye son verdiğini haber vereyim. Bu anlamda İETT’yi tebrik etmek gerekir. Söz konusu kayıt dışı ekonomi “İstikrar Sürsün, Kayıt Dışı Büyüsün” başlıklı yazımda ki iyi niyetli bir hesaba göre 3 Milyon TL (eski lira ile 3 trilyon) tutarındaydı. Şoförlerimize de eziyet olan bu uygulamaya artık son veriliyor. Şoförle konuşmak yasaktır yazıp şoföre tezgâhtarlık yaptırmak zaten saçmaydı. Belki vatandaşa kolaylık ve hizmet anlayışı içerisinde yapılıyordu ama yanlıştı. Kayıt dışılığı ayrı yanlıştı, şoföre eziyeti ayrı yanlıştı. 2 Temmuz 2011’den sonra belediye otobüsüne binecek olan İstanbullu akbilini, elektronik biletini cebine koysun. Özel Halk Otobüslerinde yolculara bilet kesilmemesi ve 0,99 küsuratlı etiketler ile satış yapılması konusunda da yetkilileri göreve davet ediyorum. Zira hepsi kayıt dışı ekonomidir.

Başlarken belirttiğim gibi İstanbul’da sabah işe giderken veya akşam eve dönüşte kendinizi toplu taşıma yolcusu olarak düşünemezsiniz. Çünkü yetersiz sefer sayısı yüzünden toplu taşıma araçlarına tıkışmak zorunda kalırsınız ki şahsen tehcir şartlarında seyahat ettiğimi düşünüyorum. Adı toplu taşıma anladık da bu kadar da toplu olmaz ki! Vatandaşlar o kalabalıkta tek vücut olduğu halde arkalara doğru ilerlememiz dahi istenir. Raylı sistemlerde bile uyarı veriliyor, sıkışalım lütfen diye. Evvelde bu duruma çok şikayet edilirdi. Şikayet dediysem herkes kendi kendine söylenir veya yanında ki ile dertleşerek yapardı bunu. Boş yer mi var, daha nereye yolcu alıyorsun kardeşim, nereye sıkışalım gibi serzenişler zaman içinde yerini, hangi boşlukları dolduralım, akraba olduk, kucakta mı gidelim gibi latifelere bırakmıştı. Oda bitti. Çünkü vatandaş kendi kendine söylenmenin hiç bir faydasını görmedi. Hiç bir zamanda göremeyecek.

Anlayacağınız sabun fabrikasına taşınır gibi işe gidip eve dönmekten bıktığımı dile getirmek istedim. Herhangi bir belgeselde veya televizyonda Hitlerin, yahudileri toplama kamplarına ki bazı söylenceye göre sabun fabrikalarına nasıl taşıdığını görmüşsünüzdür. Öyleyse katledilmeye götürülen o yahudilerin bile bizden daha konforlu yolculuk ettiklerini düşündüğümü söylesem yadırgamazsınız. Evet, onlarda ayaktaydılar, balık istifiydiler ama hiç birinin kıçı kapıdan dışarı taşmıyordu. Sözüm meclisten dışarı, kimse alınmasın ama kurbanlıklar bile bizden daha konforlu taşınıyorlar. Ola ki kurbanlıkları bile üst üste (bizim gibi) taşısalar, hayvan hakları savunucuları ortalığı ayağa kaldırırlar. İnsan hakları savunucuları, nerede?

Diğer illeri bilmem ama bu balık istifi yolculuk durumlarını Ankara’da da gördüm. Minibüs ve raylı sistemlerde de bu durum hep aynı. Bu şekilde yolculuğu artık kimse yadırgamıyor . Bu şekilde tek vücut yolculuk ederek milli birlik ve beraberlik mesajımı veriyoruz? Yoksa sırt sırta yolcuğu, samimi bir toplum olduğumuz için mi yadırgamıyoruz? Yoksa her şey normalde, gereğinden fazla rahatına düşkün ehli keyif bir adamım da bunun için mi rahatsızlık duyuyorum?

Böyle tıka basa yolculuk ile ilgili aklınıza getirmek istemediğim diğer insan manzaralarını sizin telakkinize terk ediyorum.

Konuya birde sayısal yaklaşayım. İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü 2009 Yılı İdare Faaliyet Raporu’nun 94 ve 96. sayfalarında ki bilgilere göre 5.233.995 seferde 557 milyon yolcu taşınmış. Yani sefer başına 106 kişi. Öğlen ve ikindi saatlerindeki yarısı boş seferleri gözönüne alarak düşünün artık.

Sonuç: Sabah işe gidiş ve akşam dönüş saatleri bellidir. O saatlerde ek seferler konulmalıdır. Belediyelerimiz bunu yapabilecek kabiliyete sahiptir. Bu benim isteğim ile olmaz. Biz ister isek olur. Ama siz bu konuda rahatsanız ve bir sıkıntınız yoksa, yer vermem için hiç gözümün içine bakmayın. Uyuyor olacağım.

Önceki İçerik

Adem İle Havva (Fıkra)

Sonraki İçerik

Eşek Değilsin Ya! (Fıkra)

Yorum Yok

Görüşünü bildir

İbrahim AY

İbrahim AY

Daha fazla bilgi için Hakkında