Genel

Çek Bir Terör Örgütüüü Silahlı Olsun

NOT; Bu yazıyı tutuklandıktan15 ay sonra kaleme almıştım.Tutuklu arkadaşların son durumlarını belirterek tekrar yayınlıyorum. Hala tutuklu olanlara sabır ve bir an önce özgürlük diliyorum. 08-02-2011

6 ay tutuklu olarak bekleyip de karşımda nefesi kuvvetli hocaların denetiminden geçmiş bir üfürükname gördükçe başıma geleceklerin farkına varmıştım.

Doğrusu bu kadarına da pes dedirtecek kadar çok gizli bir terör örgütüne üye olduğumu nasıl fark edememiştim ona yandım uzun uzuuuun.

Mahpusta düşünecek vakit çok. Öyle ki tüm yaşamanızı 8-10 defa gözden geçiriyorsunuz. Üstüne de hayallerinizi koyup ölçüyorsunuz, tutarı en fazla bir hafta. İnsan beyninin düşünme yetisinin hızını ölçmek olanaklı mı bilmiyorum, ama ışık hızını solluyorsunuz hapiste.

Sonra geri dönüp hücrenin demir parmaklarının soğuk gerçekliğini yeniden keşfediyorsunuz ve Nazım’ın “Mahpusta en zalim gardiyan zamandır” sözünün doğruluğunu bir kez daha anlıyorsunuz.

İki iddianamenin birleşmesiyle tutukluluğumun 11. ayında mahkeme başlayınca bunca yazılan söylenen kelli felli tayyare adamların, yetmişlik estetik uzmanlarının bile düzeltemediği nazlı kazlı kadınların aylarca anlattıkları korkunç terör örgütünün üyeleriyle de tanışma olanağı buldum. Durum umduğumdan da vahimdi.

Haydi bakalım hep beraber nefesi kuvvetli Yusuf Yusuf ustanın bir lokma aldığınızda “Yandım Allah” diye bağıracağımız etli pardon silahlı terör örgütü yemeğine…

Mahkeme başlamadan tanışıyoruz koridorda. “Aaaa Adil Bey sizi basından tanıyorum.” A.T.Ö., M.B. ve G.Ç.’yi de tanıyorlar. İ.Ş.’ de pek ünlü. Toplam 50 tutuklu sanık var.

Bunlardan 28 tanesi, muvazzaf subay, özel harekatçı polis müdürü ve amiri, memurlarının içinde bulunduğu İ.Ş.’nin silahlı suikast örgütü. Üfürükname öyle diyor valla ben demiyorum.

Olay şu:

Kayseri’de bir ambalaj fabrikasında işçi olarak çalışan Asena lakaplı F.C. sözde, nişanlısı PKK tarafından şehir edilince intikam almaya karar verir. Ve işitme cihazıyla bile zor duyan İ.Ş. ile tanışıp ona özel bir ekip kurdurtmak ister.

Amaç PKK ile mücadeledir.

Bunun için ilkokul mezunu F.C. yine aynı pozisyonda ambalaj işçisi arkadaşı F.K.’ya “Sana daha iyi bir iş bulacağım ama şu numarayı aradığımızda kendini Talat Paşa olarak tanıtıp sana anlattıklarımı söyleyeceksin.”der. F.K. kabul eder ve yeniden Türkiye’de terörle mücadele biriminin başına geçeceği günü sabırsızlıkla bekleyen İ.Ş.’ye telefon açarlar. F.K. kendisini Talat Paşa olarak tanıtır ve yeni kurulacak antiterör timlerinin başına kendisini (İ.Ş.’yi)getireceklerini bunun için eleman temin etmesi gerektiğini söyler “Emir anlaşılmıştır.”

Uzatmayalım, İ.Ş. tutuklu 24 muvazzaf subay ve polise ulaşır. Bunlar da dış göreve gideceklerini sanıp İ.Ş’.ye iletilmek üzere kan gruplarını, ad-soyad ve telefon numaraları ile TC Kimlik numaralarını telefonla yollarlar. Baştan beri F.C.’yi dinlemeye alan polis ve silahlı terör örgütü avcısı savcılar tüm bu telefon ve mesaj trafiğini kaydederler.

Birgün operasyon başlar. Eee o güne kadar silahlı terör örgütünün silahı yoktur. Silah bulmak, eylem planlaması yapmak lazımdır. İ.Ş.’nin evinde el yazısıyla S.1 (suikast 1)planı yazılı belge ve tehdit planı (Mutafyan) gibi, suikast planları bulunur. El yazıları gözaltına alınan 35 kişiden hiçbirine ait değildir.

Ama olsun bulundu ya. Hemen bilinen sırdaş, pardon yandaş basın basar yaygarayı; “ETÖÖÖÖ’nün silahlı suikast timleri suikast planlarıyla ele geçirildi.”

Suikastçılar,” dış göreve gideceğim” diye çok gizli terör örgütüne TC kimlik numaralarıyla kan gruplarını gönderen muvazzaf askerler ve özel harekatçı polislerdir. Kamera şakası yapıldığını zannederlerken kendilerini önce nezarette sonra terörist olarak hapiste buluvermişlerdir.

İ.Ş.’nin evinde çıkan bir krokiye dayanarak üzerinde parmak izi bulunamayan toprağa gömülü silahlar ele geçirilir. Bunlar Ankara Gölbaşı’nda bir araziden çıkartılana kadar sırdaş! basın naklen, banttan, canlı, cansız, zoomlu, uzaktan her türlü yayın yöntemiyle servis yapmaktadır. Haberi ilk veren de tarafsız TRT’nin 2. kanalıdır. Bir de İ.Ş.’nin yemek yediği lokantanın sahibi H.Ü. ile onunla İ.Ş.’yi tanıştıran M. K. var, onlar da terörist ve tutuklu. 
İkinci ünlü silah deposu sahibi de muvazzaf subay M.D.. Günlüklerini iddianame eklerinde okursanız M.D.’nin “top ve tüfek”(!) kavramlarından neyi anladığını çok iyi kavrayabilirsiniz.

Mahkeme koridorunda örgütünün üyeleriyle tanışırken! Atilla Albay bana bakıp “dikkaaaattt” diye bağırdı. “Hayırdır abi?” dedim. “Tanıştırayım Adil Bey Mareşal Talat.” Karşımda 30 yaşlarında zayıf, uzun boylu, hala köyde kalmış bir delikanlı duruyordu. “Merhaba ağabey, ben Mareşal Talat hani İ.Ş.’yi komutan diye işleten var ya o.”

Anlaşıldı dedim kendi kendime bu dava kolay kolay bitmez. Biraz ileride kafası önünde Asena(F.Ş.) yere bakarak çay içiyordu. 

Duruşmaların başlamasıyla komedi perdesi acıyla açılmıştı. Şimdi ünlü terör örgütünün bazı üyelerini tanıyalım ne dersiniz;

M.B. Gazeteci- “Gazeteci kimliğimle girdim gazeteci kimliğimle çıktım dedi.” Çıktı da sonra yine girdi. Aman Allahım biri dürtse de uyansam modunda devamlı.(Hala tutuklu)

A.T.Ö. Gazeteci-Polis ve savcılıkta ETÖ üyesi olmakla suçlandığını duyunca “Ben gazeteciyim, TV kurdum, miting düzenledim, parti kurdum ama ETÖ diye bir şey duymadım. Sakın yanlış olmasın. Benim ilk adım Ahmet. ATÖ olmasın örgütün adı. Bana suçumu söyleyinnnn” diye bas bas bağırıyordu.(30 aydır tutuklu ve hala “suçumu söyleyin diye” haykırıyor)

G.Ç. – “Ben eski teröristim Dev Yolcuyum. Burada ne işim var. Nöbetçi sanık gibiyim, Her operasyonda yakalayıp getiriyorlar efendim” diyor mahkeme başkanına. (2010 başında tahliye oldu)

H.A.Y.- ” Efendim ben emekli deniz yüzbaşıyım. 60 yaşındayım. Aslında göstermiyorum, yani arkadaşlar göstermediğimi söylüyorlar. Bana koymuşlar.”

Yandan sesleniyorum “Abi ne koymuşlar?”,

“Efendim cd koymuşlar. Sayın Başkanım benim iki kızım da bilgisayar mühendisi. Ben, iddianamede yaptı dedikleri hiçbir şeyi yapmadım. Kanıtlayabilirim. Ama beni tutuklu tutarsanız savunmamı hazırlayamam ki.”
Hayatında küfür bile etmediğini tahmin ettiğim son derece kibar keza beyefendi. H.A.Y. ne yapacağını şaşırmış durumda bu kadar azılı teröristin(!) arasında…(Hala tutuklu)

F.K. – Söz alıyor ;
“Saaayın Başganım, yakalanmadan önce polis evime gelmiş, bende duydum polisin geldiğini karakola gittim, beni aramışsınız, dedim. Yok dediler. Terörist polise gider mi efendim”. Kafasını bir çeviriyor salonun yarısı asker, yarısı polis tutuklusu.(2010 yazında tahliye oldu)

İ.Ş. – Söz alamıyor, çünkü duyamıyor. İşitme cihazını unutmuş. Başkana bakıp “Haaa, ben İ…. Ş……” başkan zarzor yerine oturtuyor yerine. Arada soruyorum “nasıl kandırmışlar bu adamcağızı, F. K.’da o kadar yetenekli değil ki” Meğer İ.Ş. kandırıldığını kabul etmiyormuş. Metris’te beraber tutukluyken F. K.’ya “beni sen aramadın paşa aradı” diyormuş. Allah muhafaza dışarı çıkınca F.K. bir daha arasa yine yiyecek. (Hala tutuklu)

Emniyetçi S.K. – söz alıyor. “Sayın Başkanım herkese CD koymuşlar ” “hadi yaaa, deme beee” diye homurdanmalar ve gülmekten kırılanlar yerlerde.

Sonra devam ediyor; “ama bana bilgisayar koyuvermişler.Benim hiç bilgisayarım olmadı beraat edersem o bilgisayarı bana verecek misiniz?”(Hala tutuklu)

K.T. Polis memuru – Söz alıyor : “Ben İ. Ş.nin korumasıydım. Savcıyı da korudum, buradayım valla ben suikast falan bilmiyorum. İçeri girdiğimde yeni doğan çocuğum 1 yaşına girdi. Bensiz büyüyor.” (2011’de tahliye oldu)

M.Ö. Sendikacı – Kalkıyor bütün heybetiyle “Başkanım ben 71 yaşında ihtiyar bir sendika başkanıyım. Bunca yıllık sendikacıyım. Daha karakolun kapısından içeri girmedim.”

Sesler geliyor aralardan;
“Ne biçim sendikacısın karakol yüzü görmemişsin?”(2010 sonunda 73 yaşında tahliye oldu)

Albay M.K. – “Sayın Başkanım beni buraya attınız. Eşim kocasız, çocuklarım babasız kaldı, çok ayıp.” diyor.(2010 yılı baharında tahliye oldu)

Albay C.K. – “Ben başka bir örgütün tek başıma tamamını oluşturuyorum. Bu nasıl iş anlamadım.” diyor. Kimse de anlamıyor zaten. (Hala tutuklu) 
Herkesin kafası sakallı S.S.’yi görünce ona doğru dönüyor.

Soruyorum; “Sen niye buradasın.?”

“Ben Hizbuttahrir üyesiyim, bu teğmenlerden biri bizim örgüte sızmış, beni de yakalayıp koydular buraya.” (2009 yılında tahliye oldu, 8 ay tutuklu kaldı)

Genç H.K. ” Abi ben Sarıkamış’a askerdeki komutanımı ziyarete gittim, polis şüphelendi. Belinde silah var mı? diye sordu. Ben de var dedim. Şimdi kaç aydır içerideyim. Güya Sarıkamış’a Dağlıca Baskı’nın intikamını almak için PKK’ya eylem yapmaya gitmişim.” (2010 baharında tahliye oldu)

Her celsede ayrı bir komediyle sürüp gidiyor günler. Mahkeme çok ciddi. Doğrusu bu ciddiyeti seyretmek bile gülümsetiyor insanı. Çocukken oynadığım mahkemecilik geliyor aklıma. Ama jandarmalar, yargıçlar, savcılar gerçek.

Avukatlar ve biz de böyle dalıp gitmişken celse arasında H.A.Y. eşine sesleniyor;
– “Herkese koymuşlar hanım vallahi dimi? Adil Bey size ne koymuşlardı?”
– Güler misin ağlar mısın? “Bana bir şey koymadılar abi”.
-“Hadi canım 2 CD koymuşlardı ya”.
Adamcağız ciddi. Hinlik yok kafasında ister istemez gülümseyip mübaşir A’ya sesleniyorum

“A……. çeeek bir terör örgütüüü silahlı olsun.” 01-12-2009

Av. Dr. Adil Serdar SAÇAN

Direct Admin
Önceki İçerik

Veritabanı Yedekleme

Sonraki İçerik

JoomlaWorks AllVideos

Yorum Yok

Görüşünü bildir

Alıntı

Alıntı

Alıntı; İbrahim AY'ın paylaşımında fayda gördüğü harici içerikleri paylaştığı sanal kullanıcıdır.