Genel

Boş Başağın Başı Dik Olur

…Ben Türk değilim, benim varlığım niye Türk varlığına armağan olsun…

Söyleyen kim? Milletvekili?

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kimliğini taşıyan

Türkiye Cumhuriyeti’nden binlerce lira maaş alan

Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağına, anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağına, Büyük Türk milleti önünde namusu ve şerefi üzerine and içen

Bu yemine rağmen Anayasa’nın ’Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” maddesini “rahatlıkla” çiğneyen

Türk’lüğü anayasal hak değil ırkçılık olarak gören bir milletvekili.

Aslına bakarsak terör örgütünün siyasi uzantısı olduğundan şüphe bulunmayan bir partinin vekilinden şaşılmayacak sözler bunlar. Dünkü konuşmaları ile bugünkü konuşmalarındaki maksat aynıdır ancak ifade tarzları daha açık hale gelmiştir. Çünkü zaman içinde bazı konularda halkı alıştırmak gerekir. Bu oyunda kendilerine bazı taktikler verilmiş olduğu muhakkak. Zira bazı konuların hazmedilebilir hale getirilmesi gerçek anlamda bilimsel bir konudur. 10 sene sonra terör örgütü başının tahliyesine de alıştırılabiliriz. Belki de vekil olarak ekranlarda izleyebiliriz.

Anadilde eğitim, ayrı bayrak, federal yönetim gibi talepler dünden bugüne uzanan ve batı tarafından desteklenen Kürdistan kurma sevdasıdır. Bu sevda PKK ile başlamamıştır ve PKK ile de bitmeyecektir. Milli mücadele döneminde de öncesinde de doğu illerimizi ve komşu ülke sınırlarını içine alan bir Kürdistan kurma düşüncesi vardı.

Yakın geçmişe gidersek Batı’nın bize dayattığı Sevr Antlaşması’na göre; Fıratın doğusunda ve Ermenistan, Irak ve Suriye arasında kalan bölge için İtilâf Devletleri delegelerinden kurulu bir komisyon bölgesel özerk yönetimi hazırlayacaktır. Antlaşma yapıldıktan bir sene sonra bu bölgenin Kürt halkı Milletler Cemiyeti Kuruluna başvurarak Kürtlerin çoğunluğunun Türkiye’den bağımsız olmak istediğini kanıtlarsa ve Kurul bunu kabul ederse Türkiye buralardaki her türlü haklarından vazgeçecektir.

Antlaşma maddesini istenilen hedef doğrultusunda hayata geçirmek için her türlü düşmanlık kışkırtılmıştır. Milli mücadele döneminde, başta İngiliz Binbaşısı Mister Nowil olmak üzere Bağımsız Kürdistan propagandası yapılmış ve Kürtler ayaklandırılmaya çalışılmıştır. Bugünün de dünden pek farkı yoktur.

Diyarbakır, Bitlis, Elazığ illerinde bulunan ve İstanbul’dan yönetilen “Kürt Teali Cemiyeti”nin amacı da, yabancı koruması altında, bir Kürt devleti oluşturmaktı. TBMM 4 Ekim 1921 tarihli gizli oturumunda Tunceli (Dersim) Milletvekili Hasan Hayri Bey yaptığı konuşmada; “Fransız ve İngilizler aramızı bozmak için Kürdistan’a şekil vermek istemektedir. Amaçları Kürtleri Türklerden ayırıp, ikisini de boğmaktır. Kürtlerin Türklerden ayrılması çok kötü sonuçlar doğurur” demektedir. 6 Mart 1922’de ise Mustafa Kemal şu konuşmayı yapmaktadır: Önemli olduğu için söylemeliyim ki, Güneydoğu cephemizde bir Kürdistan olayı ortaya çıkarıp, oradaki suçsuz halkın kafasını karıştırıp, genel birliği bozmak için her türlü girişimde bulunmuşlardır.”

Pamukoğlu; Karaköse (Ağrı) ayaklanmasını canlı bir tanığın ağzından şöyle aktarıyor:

– Sen o zaman kaç yaşlarındaydın?

– 16-17 var veya yoktum.

– Ne oldu da isyan çıktı? Alınıp verilemeyen ne? Siz bunu yaşamış insanlarsınız.

– Kumandan bey, siz bunları bizden iyi bilirsiniz. Ne zaman bu bölgelerde bir hareket olduysa, bunun arkasında, bilin ki ya İngiliz, ya Moskof (İran taraflarını göstererek) ya da bu Farslar, biri biri mutlaka vardır. Sonra bu Farslar ikili oynar. Önce Kürtlerden yanaydılar; kışkırttılar, desteklediler sonra birden dönüp T.C. Hükümetiyle anlaştılar. Ben ne diyeyim. Ateş kendi kendine yanar mı? Halk cahil, yoksul. Ne denirse hemen kanıyor. Bu kâfirler her zaman bol vaatlerde bulunmuşlardır.

– Baban o zaman sağ mıydı?

– Sağdı kumandan bey. Babam o çatışmalarda ayağını kaybetti. Ne kıyamet koptu, ne kıyamet. Mustafa Kemal Paşa başımıza taş yağdırdı. Başka türlü de sükûnet sağlanamazdı.

Cumhuriyet devrinde PKK öncesi çıkan bütün isyanlarda asilerin silahlı gücü 150 kişiden 5000 kişiye kadar değişmektedir. İsyanların bastırılması Tunceli’de yedi ay, Şeyh Sait’te 4,5 ay sürmüş, diğerleri iki gün ile azami bir ay içerisinde bitirilmiştir.

Bu saatten sonra sorun neydi, nasıl oldu, niye oldu diye konuşmaktan çok çözüm üretmeliyiz. Anadilde eğitim, ayrı bayrak ve federasyon taleplerine olumlu yaklaşılamaz. Bir kişinin kökü değil, ne hissettiği önemlidir. Dolayısıyla da bir vatandaşlık tanımı olan Türk’lüğü inkar etme noktasına gelen Kürt ayrılıkçıları için çözümü ABD’nin hazırladığını düşünüyorum. ABD’nin kendi çıkarları için Irak’ta oluşturduğu altyapıyı, Türkiye kendi menfaatine kullanabilmelidir. Madem bugün ABD Irak’a girdi ve madem burada bir Kürdistan kuruldu… Bence sorunu sınırlarımızın dışına taşıyarak çözmemiz gerekir.

Mehmet Ziya Gökalp
Önceki İçerik

Türkçülüğün Esasları

Sonraki İçerik

Zeitgeist Addendum

Yorum Yok

Görüşünü bildir

İbrahim AY

İbrahim AY

Daha fazla bilgi için Hakkında